14 Nisan 2011 Perşembe
İnci gibi Dişler
"the sons of immigrants, they cannot escape their history any more than you yourself can lose your shadow."
İnci gibi Dişler (White Teeth), İngiliz yazar Zadie Smith tarafından 2000 yılında ( henüz 21 yaşında iken) yazılmış bir roman.
Kitap, savaş zamanlarında arkadaşlık kurmuş Bangladeşli Samet Ikbal ve ingiliz Archie Jones ve ailelerinin Londra'da geçen hayatlarına odaklanıyor.
Orta sınıfın yaşamını mizahi bir anlatımla aktarıyor.
Yazar, ırklar veya göçmenlerin yaşamına özellikle dikkat çekmek istiyormuş gibi değil de sadece Londra'daki yaşamın gerçeğe uygun bir kesitini yansıtmak istiyor gibi.
Bangladeşli bir müslüman olan Samed'in; Londra'da, etnik ve dini değerlerine bağlı olarak yaşamaya çalışmanın nasıl içsel zorlukları ve çelişkileri olduğunu çok güzel aktarıyor. Bir yandan oğullarının bu değerlerden hiç kopmaması için uğraşıp bir yandan da kendi günahlarıyla hesaplaşmaya çalışıyor. Samed'in ikizlerden biri kaçırırcasına Bangladeş'e göndermesi sonrasında Bangladeş hakkındaki yazarın verdiği yorum çok çarpıcı:
"It is different for the people of Bangladesh, formerly East Pakistan, formerly India, formerly Bengal.
They live under the invisible finger of random disaster, of flood and cyclone, hurricane and mud-slide.
Half the time half their country lies under water; generations wiped out as regularly as clockwork;
individual life expectancy an optimistic fifty-two, and they are coolly aware that when you talk about apocalypse,
when you talk about random death en masse, well, they are leading the way in that particular field, they will be the first to go,
the first to slip Atlantis-like down to the seabed when the pesky polar ice-caps begin to shift and melt.
It is the most ridiculous country in the world, Bangladesh. It is God's idea of a really good wheeze,
his stab at black comedy. You don't need to give out questionnaires to Bengalis.
The facts of disaster are the facts of their lives.
Between Alsana's sweet sixteenth birthday (1971), for example, and the year
she stopped speaking directly to her husband (1985), more people died in Bangladesh,
more people perished in the winds and the rain, than in Hiroshima, Nagasaki and Dresden put together.
A million people lost lives that they had learnt to hold lightly in the first place."
Tam da bu sebeple, favori karakterlerden biri olabilecek Samet'in eşi Alsana, oğlunun ülkesine gönderilmesi sonrasında kocasına tepkilerden en çıldırtıcı olanını veriyor.
Sorduğu hiç bir soruya kesin cevap vermez bundan sonra. "Yemek hazır mı" sorusunun cevabı bile "belki evet, belki de hayır" şeklindedir artık.
Aynı oğlunun kaderinin belirsizliği gibi...
Kitap çok çeşitli ödüller almış.
2000 James Tait Black Memorial en iyi kurgu roman ödülü, the 2000 Whitbread Book Award en iyi "ilk roman" ödülü,
the Guardian "İlk kitap" ödülü, the Commonwealth Writers "ilk kitap" ödülü, and the Betty Trask Award.
Time dergisi tarafından da en iyi 100 ingilizce roman listesinde gösterilmiş.
Yazar Zadie Smith bugüne kadar üç roman yazmış. Kuzeybatı Londra'da,25 Ocak 1975 tarihinde doğmuş ve Jamaikalı bir anne ile İngiliz bir babaya sahip.
Kitabın 4 bölümden oluşan bir televizyon dizisi de mevcut.
Kitapta sadece ufak tefek merak unsurları var, sanki her an bir mucize olacak gibi bir hisse de kapılınsa da bu pek de gerçekleşmişyor. Müthiş bir sürükleyicilik beklememek gerekiyor.
1 Nisan 2011 Cuma
Fringe
"why is it that every time i think i know the answers, someone goes and changes the questions?"
Fringe, Lost'un yapımıcılarından J. J. Abrams ,Alex Kurtzman and Roberto Orci tarafından yaratılan,2008'de ilk gösterimi yapılmış bir bilim kurgu dizisi.
Konusuna gelince, ortaya çıkan garip olaylardan ötürü Federal büro içerisinde "fringe division" adlı bir bölüm kuruluyor ve esas kızımız Olivia, kendisine en gerekli olan kişiyi(Walter Bishop) gidip 17 yıldır tıkılı olduğu
akıl hastanesinden çıkararak ekibinin en önemli parçası yapıyor. Bunu yapabilmek için de Walter'ın aslında babasını pek de sevmeyen oğlu Peter'ın gözetmenliğine ve yardımına da ihtiyaç duyuyor.
Ekibe, Walter'a 7*24 göz kulak olma ve masabaşı araştırmaları yapmak üzere Astrid de katılıyor.
Her bölüm, olanaksız görünen bir doğaüstü olay veya gariplik ile başlayıp, bir şekilde bilimsel açıklamalarla gayet de akla yatar şekilde çözülüyor.
Tabi ki bu ufak tefek olayların dışında çok daha büyük çapta planlanmış bazı olaylar gelişmekte ve süper şirin ekibimiz yavaş yavaş büyük resimi çözmeye yaklaşmaktadırlar.
Çok yetenekli bir oyuncu olan John Noble, Walter Bishop karakterini en hastası olunan dizi karakterleri listesinde en üst sıralara taşıyor.
Dizinin dönüm noktası 2. sezon 15. bölüm...Ortaya çıkan gerçekler ve paralel evrende "kelebek etkisi" tadında başka bir zaman çizelgesine geçiş yapmakla heyecan doruk noktasına varıyor.
Observer'lar gibi tamamen zaman ve evren bağımsız kişilikler de dizinin başka bir bilinmeyeni olarak karşımıza çıkıyor.
Dizinin jeneriğinde geçen teknolojiler:
- personal computing
- cold fusion
- cloning
- dna profiling
- nanotechnology
- invisibility
- genetic engineering
- laser surgery
- stealth technology
- in vitro fertilization
- virtual reality
Dizinin dört ayrı jeneriği var.
- Bizim evrende geçen bölümler için
- Alternate universe için
- Flashback yaptıkları, 80'lerde geçen bölüm için retro jeneriği
- Son olarak de her iki evrende de geçen bölümlerde mixed bir jenerik kullanılıyor.
X- files / Lost seven kişiler bu diziyi de çok seveceklerdir.
Dizinin imdb puan:8.8
http://www.imdb.com/title/tt1119644/
Kaydol:
Yorumlar (Atom)




